alıntı
25/12/2007 ·
Giderken bırakılan miras
|
Geçtiğimiz hafta verginin patronu değişti. Gelir İdaresi'nin başına Mehmet Akif Ulusoy getirildi. 2002'den beri bu kurumun başında olan Osman Arıoğlu, yurtdışı görevlendirme teklifini kabul etmeyerek emekliliği tercih etti. Arıoğlu, 10. Cumhurbaşkanı A. Necdet Sezer asaletini onaylamadığı için vekil sıfatıyla Gelirler Genel Müdürlüğü olan kurumun Gelir İdaresi olarak yeniden yapılanması çalışmalarını yürüttü. Asaleten ataması yapılan kadar geçen sürede yoğun bir tempoda çalıştı, ama vergi tahsilatının arzulanan seviyeye çıkmaması gibi eleştirilere de hedef oldu. Zorlu görevin getirdiği maddi ve manevi yorgunluk yüzünden bir hayli yıprandı. Maliye Bakanlığı gibi eski ve statükolarla dolu bir kurumda, Gelir İdaresi'nin yeniden yapılandırılması çalışmaları sebebiyle ben yine de Sayın Arıoğlu'nu başarılı buluyorum. Çünkü binadan lojmana, personelden taşıta kadar her yönden ortak olunan Maliye'den ayrılmak ve bu ayrılma esnasında paylaşımda yaşanan çekişmeler ister istemez hareket alanını daraltmıştı. Ama şunu da ifade etmek gerekir ki, yapılacak şeylerin sadece başlangıcını yaparak, arkasında idaresine küsmüş, motiveden uzak, beklediği imkanları elde edememiş bir personel bıraktı. Personel biliminde genelgeçer kural, eşit işe eşit ücret ilkesidir. İdare'de bu mümkün olmadı. Mesela vergi dairelerine ve diğer birimlerde çalışan personel yeniden yapılanma sonrasında yeni pozisyonlara getirileceklerini umuyorlardı. Fakat bu imkan sadece 4 yıllık üniversite mezunlarına açılan sınavlarda başarılı olmak şartıyla tanındı. Açılan sınavda başarılı olmak, KPSS sınavına girip belli bir puan almaya ve kurum içi sınavda barajı geçme şartına bağlandı. Aralık 2006'da açılan özel gelir uzmanlık sınavı öncesinde, pek çok personel aylarca iş yapmadı, sadece ders çalıştı. İşin garip tarafı kadrosu hizmetli, teknisyen, güvenlik elemanı veya şoför gibi memur olmayan kişiler bile 4 yıllık üniversite mezunu ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na muhalif olarak bu sınava müracaat edebiliyor ve kadrosunu gelir uzmanlığına geçirebiliyor. Açılan sınavda barajı geçen kişiler içerisinde 2500 kişi seçilerek gelir uzmanlığına atandı. Barajı geçtiği halde ilk 2.500'e giremeyenler ise memur olarak çalışmaya devam etti. Yeni alınan kadrolara bu kişilerin atanması yerine yeniden sınav açıldı. Gelir uzmanı olarak atananlar eski durumlarına göre 500-600 YTL kadar maaş farkı almaya başladı. Böylece vergi dairesi içerisinde aynı işi yapan lise mezunu memurlar, 2 yıllık önlisans mezunu memurlar, 4 yıllık lisans mezunu fakat yapılan sınavda ilk 2.500 arasına girememiş memurlar, kariyer meslek olarak gelir uzmanlığını seçmiş ve yarışma sınavıyla işe alınmış gelir uzman yardımcıları, bunlardan yeterlilik sınavını vererek gelir uzmanı olarak atananlar ve yapılan özel sınavla direkt gelir uzmanı olarak atananlar olmak üzere çok farklı bir yapı oluştu. Tahmin edersiniz ki bu yapı içerisindeki birçok kesim haksızlığa uğradığını düşünerek iş motivasyonundan uzaklaştı. Gelir uzman yardımcısı olarak atanan gelir uzmanları da yardımcılık dönemi ve zorlu bir yeterlilik sınavı süreci yaşadıklarını, açılan özel sınavlarla gelir uzmanı alınmasının mesleklerini olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Esasen bu özel sınavlarla personelin uzmanlık kadrosuna atanması uygulaması personelin önünü açmak ve motivasyonunu sağlamak bakımından faydalı. Fakat sınavı geçen personelin herhangi bir eğitim verilmeden sadece uzmanlık kadrosuna atanmasıyla personel kalitesinin artırılamayacağı da aşikâr. Ayrıca AB'ye uyum çalışmaları çerçevesinde; çalışan personelin belli bir oranını uzman olarak istihdam edeceği anlaşılan Gelir İdaresi kurum içerisinde üniversite mezunu tüm personeli sınavsız veya basit bir sınavla uzmanlık kadrosuna geçirmeliydi. Böylece bu sınavlara hazırlanma, kazanamama stresi personele yaşatılmamış, sınav hazırlığı sebebiyle işlerin aksaması engellenmiş ve personel içerisinde huzursuzluğun önüne geçilmiş olur. Sınavlarda başarılı olanlar farklı isimli bir uzmanlığa da atanabilirler. Böylece bu uygulamanın mesleğe yarışma sınavıyla açıktan atanan gelir uzmanları üzerindeki menfi etkisi azalmış olacaktır. Ayrıca yine bu uygulamanın rotasyona tabi olarak görev yapan ve uzmanlarla hemen hemen aynı ücreti alan denetmen, müdür ve müdür yardımcılarının da şevklerini kırmaması için üst görevlerde bulunanlar ile denetmen ücretlerinin daha cazip hale getirilmesinde fayda var. İnsana yatırım daha önemli Teknolojideki gelişmeye paralel olarak kamu kurumları da büyük atılımlar yaptı. Beyannameler elektronik ortamdan alınıyor, veri bankaları oluşturuluyor. Vergi işlemleri bilgisayar ortamında daha hızlı ve hatasız yapılıyor. Ama son tahlilde bütün bu sistemin işlemesi ve verilerin vergisel maksatla yorumlanıp kullanılması insan unsuruna bağlı. Yani ne kadar gelişmiş bilgisayar programları kullanırsak kullanalım sonunda onların çıktılarını alıp kullanacak olanlar birer insan. Bu yüzden çalışan personelin motivasyonunu sağlayacak maddi imkanların ve idarenin yanında olduğunu hissettirecek manevi desteğin sağlanması lazım. Aksi halde şu an mevcut durumda olduğu gibi tüm personel mağdur olduğu hissine kapılacak ve yapılması gereken işleri 'diğerlerinin' yapması gerektiğini düşünecektir. Dolayısıyla yeni başkan M.Akif Ulusoy'un işi bir hayli zor. Kendisine başarılar diliyorum. | |
![]()
![]()
![]() ![]()
![]()
| ||||||||||||
Maliye bürokrasisinde yol
Maliye bürokrasisinde yol ayrımı..
. Arıoğlu ayrılabilir
Okan Müderrisoğlu'nun yazısı
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in iade ettiği atama kararnameleri yeni dönemde Köşk'ten birer birer çıkmaya başladı. Doğrusunu isterseniz Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayı ile Gelir İdaresi Başkanlığı'na Osman Arıoğlu'nun, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na Birol Aydemir'in getirilmesi, gecikmiş bir hakkın tesliminden ibaret. Maliye Teftiş Kurulu'na Cemal Boyalı'nın, Bütçe Genel Müdürlüğü'ne Naci Ağbal'ın atanmasını da aynı şekilde değerlendirmek lazım. Lakin 60. Hükümet, Maliye bürokrasisinde yol ayrımının da habercisi oldu. Öyle ki kulisler, Osman Arıoğlu'nun kısa süre içinde veda edeceği haberiyle çalkalanıyor. 2002 yılı seçimlerinde siyasi yasaklı görünen Tayyip Erdoğan'ın, İstanbul'dan kendi yerine önerdiği Kemal Unakıtan'ı 5 yıl önce fark eden bürokrat Arıoğlu idi. Vergi Barışı başta olmak üzere Unakıtan damgası taşıyan kritik icraatlarda Arıoğlu'nun katkısı büyüktü. Ancak zamanla dengeler değişti. Arıoğlu, mensup olduğu Hesap Uzmanları Kurulu'ndaki güçlü desteğini kaybetti. Buna, Maliye Müsteşarı Hasan Basri Aktan'la mesafenin açılması eklendi. Vergi performansındaki gerileme, bazı uzlaşmalarla ilgili gerilimler, siyasete atılma arzusunun dışa yansıması değerlendirmeleri değiştirdi.
Bugün gelinen noktada Maliye Bakanı Unakıtan'ın,
"Eli sopalı bir Gelir İdaresi Başkanı"
istediği konuşuluyor.
Arıoğlu'nun, özlük hakkı açısından önemli sonuçlar doğuran asli atama kararnamesinin ardından emekliye ayrılması bekleniyor. Yurtdışı görev önerisini kabul etmeyen Osman Bey için özel sektör ve mali müşavirlik seçenekleri masada duruyor. Arıoğlu'nu onore edecek şekilde kamuda bir başka görev arayışı da sürüyor. Akif Ulusoy, Mahmut Vural ise Gelir İdaresi'nin müstakbel patronları olabilir.
Bu makama sürpriz isim olarak Vergi Konseyi Başkanı Mustafa Uysal da düşünülebilir.
Baş ağrıtan rapor
Öte yandan Maliye Bakanlığı, IMF'nin hazırladığı bir rapor nedeniyle hayli huzursuz. O rapor, Hesap Uzmanları'nı ayağa kaldırdı bile. Çünkü IMF, tartışmalı kadro değerine rağmen bir yandan Büyük Mükellefler Vergi Dairesi'nin hesap uzmanları ve müfettişlerle takviye edilmesini önerirken diğer yandan doğrudan bakana bağlı çalışan uzmanları Gelir İdaresi'nin çatısı altında toplamayı zorunlu kılıyor. Hatta, aybaşındaki Yüksek Planlama Kurulu Toplantısı'nda, Hazine Müsteşarı İbrahim Çanakcı, IMF'ye verilen sözleri hatırlatıp "DENETİMİN BİRLEŞTİRİLMESİ"nden söz edince devreye Başbakan Erdoğan giriyor. Bakan Unakıtan'a dönerek, "Kemal Bey, bitirelim artık bu işi. Geçen dönem yapılmadı, yine karşımıza çıktı" mesajı veriyor.
0 yorum yazılmışır
Ahmet YAVUZ



